Bugun...


Halil İbrahim CEYLAN

facebook-paylas
Bütün Mesele Şeftali Üretmek Yerine "BOR" Üretmekti
Tarih: 25-05-2019 20:52:00 Güncelleme: 25-05-2019 20:52:00


İnsanlığın varoluşuyla birlikte enerji ihtiyacı da var olmuştur. Bundan dolayıdır ki sürekli bir arayış içerisinde olan insanlık tarihi, yaratılan kaynakları ihtiyacı için kullanırken, aynı zamanda yeni kaynak arayışlarına da devam etmiştir.  Tarihin en büyük savaşları her zaman enerji kaynaklarına sahip olabilmek adına yapılmıştır. Bugün bile savaşların olduğu Ortadoğu'ya baktığımızda kan ve gözyaşının var olmasının arka planında yatan sebeplerin enerji kaynakları olduğu apaçık ortadadır. Çünkü enerji güçtür. Elbette enerji kaynaklarının var olması o ülkeyi küresel güçlerin ilgi odağı yapmaktadır. Bunun için enerjiye sahip olmaktan ziyade enerji ham maddesini işleyebilmek ve bunu pazarlayabilmek gerçek güçtür. Sanayi devriminden itibaren bunun farkına varan batılı ülkelere baktığımızda sürekli Ortadoğu'da hakim güç olabilmek adına verdikleri mücadeleyi çok açık görebilmekteyiz. Teknolojinin enerjiye olan ihtiyacı bu bölgelere olan ilgiyi de arttırmasından dolayı güç savaşları bu bölgelerde görülebilmektedir.

19. yy.'ın son çeyreğinde Sultan Abdülhamit’in benimsediği sanayileşme politikası ile gündemimize gelen maden işletmeleri ve petrol arayışları günümüze halen ışık tutmaktadır. Osmanlı'nın parçalanma süreci de gösteriyor ki bu topraklardaki enerji kaynakları, hedef ülke olmak için önemli sebeplerden biridir. Bunun farkına varan Sultan Abdülhamit, petrol konusunda birçok adıma imza atarak bizimde gündemimize bunu taşıyabildi. Elbette tüketen bir toplumdan üreten bir topluma dönüşmek bazı sermaye güçlerini rahatsız edecekti. Ancak büyük bir ülke olmanın yolu sanayi, enerji ve teknolojiden geçiyordu. Cumhuriyet tarihine baktığımızda ise Lozan Antlaşması maddeleri sebebiyle maden arama ve işleme noktasında pek yol kat ettiğimiz söylenemez. Zaman zaman sanayileşme yönünde adımlar atmış olsak da bir şekilde sürekli saf dışı kalarak kabuğumuza çekilmişiz. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sıfırdan başlayan Almanya, bugün karşımızda marka değeri yüksek bir makina devi gibi duruyorken ülkemizin bu konuda geri kalmışlığı elbette ki üzerine oynanan oyunlardan başka bir şey değildir. Yoksa bu topraklarda yaşamış olan medeniyetler, batının bugün kullandığı bilimin temellerini atmışlardır. Bu toprakların yetiştirdiği beyinler insanlık için çağ açıp, çağ kapatacak buluşlara imza atmışlardı. Böyle bir tarihe sahip olan bir medeniyetin bugün batıdan teknoloji ithal ediyor olmasının başka açıklaması olamaz.

TARİHİ FIRSAT "BOR"!!

1961 yılında yapılan bir hamle ile 4 adet prototip üretilen Devrim Arabaları ile atılan adımı, 1974-1978 yıllarında aynı zamanda makine mühendisi olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın "Ağır Sanayi Hamlesi" takip etti. Milli bir siyaset adamı olma kimliğinin yanı sıra Milli bir Bilim Adamı da olarak çok yakından incelediğim ve de meslektaşım olan Merhum Necmettin Erbakan’ın açtığı Gümüş Motor fabrikasına yönelik manipüleler üzere kurduğu şu cümle her zaman dikkatimi çekmiştir, " Bütün mesele şeftali yerine motor üretmekti..." Evet tarih sayfalarında yer alan bu cümle bugün içinde geçerli. " Bütün mesele şeftali üretmek yerine Bor üretmekti..." Küresel güçler güçlü bir Türkiye istemiyor olabilir, bölgede lider bir ülke Türkiye olmasını istemeyebilir, tüm bunlara rağmen atılan Bor adımı Türkiye tarihinde yeni bir miladın, yeniden dirilişin ve şahlanışın bir işaret fişeği neden olmasın. İşin ehli milli mühendislerimizin ve devlet adamlarımızın bu katkılarını tarih kesinlikle unutmayacaktır. Bu adımlar Güçlü Türkiye için bir fırsat niteliğindedir. Ülkemizin marka değerini yükseltecek adımlar bu vesileyle atılmış olacaktır. Elbette küresel sermaye karşısında sıkıntılar yaşanacaktır. Ancak tüm bu sıkıntıları; iyi bir dış politika , milli mühendis bakış açısı ve mantıklı bir pazar ve reklam anlayışıyla çözmek mümkündür. Hemen hemen her sektörde kıymet arz eden Bor madeninin dünyadaki rezervinin yüzde 72'lik kısmının ülkemizde var olması ülkemiz açısından büyük önem arz etmektedir ve büyük bir fırsattır. Yerli ve yabancı yatırımcıları ülkemizde yatırım yapmaları açısından ve de ekonomiye yadsıtılmayacak katkısı ile Yeniden Büyük Türkiye hedefine atılacak en büyük adımlardan biridir. Bu vesileyle dışarıya verdiğimiz beyin göçüde minimize edilmiş olacak ve milli mühendislerimiz, ekonomistlerimiz doğdukları bu topraklara katkı sunmuş olacaklar.

Bizler de ENAM (Enerji Araştırmaları Merkezi) ailesi olarak BORON 2019 Sempozyumu’nu çok kıymetli ve değerli görmekteyiz. Hatta ve hatta bu adımların Yerli Araba projesinden bile daha fazla önem arz ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Gelecek; yerin üstüne hakim olanların değil yerin altına hakim olabilenlerindir. Bu vesile ile BORON 2019 Sempozyumuna katkı sunan her kurumu ve her şahsı ayrı ayrı tebrik ederim. Yeniden Büyük ve Güçlü Türkiye'yi birlikte inşa etmek dileğiyle...





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1177 Okunma
1000 Okunma
920 Okunma
913 Okunma
853 Okunma
784 Okunma
749 Okunma
745 Okunma
703 Okunma
670 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
YUKARI