Bugun...


Dr. Müh.Mustafa UYSAL

facebook-paylas
Enerji Oyununda Ağırlıklar Değişiyor
Tarih: 25-05-2019 20:33:00 Güncelleme: 25-05-2019 20:33:00


Dünyadaki ekonomi değişimi enerji oyununu da değiştiriyor. 2010 yılında petrol fiyatlarının bu derece düşeceğini kimse kestiremiyordu. Kaya gazı diye bir paradigma değişikliğinden bahsediliyordu, fakat bugün haber köşelerinde bile yer almıyor.  Hidrojen çok önemli yakıt alternatifi olarak veriliyordu, bugün hidrojenli araçlardan bahseden yok. Peki bu denli değişiklik neden oldu? Enerji ile ilgili oyunlar bu kadar hızlı değişebilir mi? Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2015 yılında 21 milyar dolar nükleer yatırımlarına, 313 milyar dolar yenilenebilir enerji yatırımlarına, 221 milyar dolar da enerji verimliliğine harcandı. Her ne kadar fosil kaynaklardan vazgeçilmese bile dünyada en fazla yatırım, Yeşil Ekonomi diye adlandırdığımız yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine yapılıyor. Kısa adı ENVERDER olan Enerji Verimliliği Derneği, bu konudaki kamu duyarlılığını artırmak için çaba sarf ediyor. ENVERDER, evlerde kullanılan enerjinin önemli bir kısmının ısıtma maksatlı olduğuna ve son yıllarda elektrik tüketiminin de arttığına dikkat çekiyor. ENVER projesi diye adlandırılan kampanyanın tüm Türkiye’de enerji algısını değiştirdiğini söyleyebiliriz. Enver projesinin pilot projeleri Bursa’da geliştiriliyor, burada elde ettikleri sonuçları ülke politikalarına yansıtmak üzere Ankara’ya ve tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılıyor. Enver projesi sanayiden kamuya, özel sektörden sivil toplum kuruluşlarına kadar çeşitli görevlerdeki deneyimli insanlarla yürütülüyor.  Geleceğimiz ipotek altına alan konu enerji Türkiye'nin 2015 yılında, enerji ithalatı 37,8 milyar dolar oldu. 2012 yılından beri ithalattaki payımız azaldı. Cari açığımız ise 32,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 55 milyar dolarlardan bu seviyeye inişimizde petrol fiyatlarının düşüşü etkili oldu. Enerji ithalatımız cari açığımız ile hemen hemen aynı seviyede. Binaların yalıtımsız olması sebebiyle her yıl önemli bir enerjiyi israf ediyoruz. Bu nedenle 2003 yılında ortaya konan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ile 2007 yılındaki yönetmelikler ülkenin bu kayıplarını azaltmayı hedefliyor. Halen yürürlükte olan kanuna göre artık her binanın bir Enerji Kimlik Belgesi olacak. Türkiye'nin enerjisinin %73'ünü ithal ettiğini bilmekteyiz. Isı yalıtımı ile binaların ısıtma ve soğutma için harcanan enerjiden %60’a kadar tasarruf sağlanabilmektedir. Tüm dünya, enerji ile ilgili bağımlılığını azaltacak alternatifleri ele alıyor. IEA’nın verilerine göre önümüzdeki yıllarda da enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları artarak devam edecek. Bugün yapılan bu yatırımlar gelecekte enerjide dışa daha az bağımlı ülkeleri hedefliyor. Enerji alanında yapılan yatırımlar 3 yıldan az sürede netice vermiyor. Özellikle yapılan makro yatırımlar 10 yıl gibi bir sürede ülkenin enerji profilini değiştiriyor. Dolayısıyla bu alanda yapılan tercihler ülkelerin geleceklerini belirliyor. Yenilenebilir enerji yatırımları ülkemizde de önde gelen yatırımlar arasında olmasına karşılık kömür ve nükleer bizim ülkemizde birinciliği bırakmıyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltıcı çalışmalar dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla devam ediyor. Planlamalarımız yeterli lakin uygulama önünde ciddi engeller var. Şehircilik Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı çıkardıkları mevzuatlar içinde boğuluyor. Üstüne, yaşadığımız siyasi krizler ve artan kur baskısı enerji yatırımlarının en önemli tehditleri arasında yer alıyor. Çok ciddi mühendislik ve verimlilik hataları var güncel hayatta. Kentsel dönüşüm yapıyoruz ama enerji verimliliği ve yeşil binaları ihmal ediyoruz. Etkin kentsel hizmet üretimi, kamu yararı odaklı planlama, sağlıklı çevre, afetlere karşı korunma, ulaşım, kültürel miras, kent suçları ve güvenlik konuları maalesef ele alınmıyor.  Çok enerji tüketirken çevreyi de kirletiyoruz Isıtma veya farklı amaçlar ile kullandığımız enerjinin çevreye olan etkisine de dikkat etmeliyiz.  Sera gazı oluşumu ve CO2 ve NOX gibi zehirli gazlar gerek elektrik enerjisi üretirken gerekse evlerimizi ısıtırken oluşuyor. Dünya genelinde bu etkileri azaltmak ve küresel iklim değişikliğini kontrol altına almak üzere sözleşmeler yapılıyor. İşte KYOTO diye duyduğumuz protokol bunu öneriyor. Enerji politikalarının ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerini sürdürülebilir şekilde gerçekleştirmedeki önemi daha da artıyor. Diğer dünya ülkeleri gibi Türkiye’nin de temel politikası enerjinin zamanında, yeterli, güvenilir, rekabet edilebilir fiyatlardan, çevresel etkileri de göz önünde tutularak sağlanmasıdır. Atmosferdeki sera gazlarının miktarlarının artarak sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucu küresel ısınma, özellikle 1980’li yıllardan sonra daha da belirginleşmiş ve 2000’li yıllarda en yüksek değerine ulaşmıştır.  Şu anda 368 ppm CO2 salımı 450 ppm seviyelerinde tutulmaya çalışıyor. Böylelikle dünya ısısının 4 derece artacağı öngörülüyor. KYOTO’dan bugüne defalarca karar almak üzere çevre zirveleri düzenlendi. En son Paris’te düzenlenen zirvede de sonuç tam olarak alınmadı. 2016 Haziran ayında Bursa’daki tüm OSB Başkanları, Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve Ticaret Odası ile birlikte şehrin üniversiteleri ile Temiz Üretim belgesine imza attılar. Paris Anlaşması’ndan sonra Türkiye’deki en geniş kapsamlı anlaşma olan bu protokol ile Bursalı sanayiciler, üretimde verimliliği ve temiz üretim ile endüstriyel simbiyozu kullanarak sıfır atıklı yeşil bir sanayi oluşturacaklarını taahhüt ediyorlar.  Hepimiz çevremize karşı sorumluyuz ve bununla ilgili gördüğümüz her kötü uygulamayı açığa çıkarmak görevimizdir.

Şimdilerde dünyada pasif evler üretiliyor. Kendi kendine yeten evlerden bunlar. Ülkemiz ve tüm dünyanın ciddi enerji ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ihtiyaçları karşılamak için günü kurtarmak pahasına ucuz binalar üretmek bize fayda getirmiyor. Şimdiden bu binaları daha ekonomik hale getirerek enerji gereksinimlerini azaltabiliriz. ENVERDER’e göre enerji verimliliği, kent dokusu, şehir olgusu ve geri dönüşüm kavramları ile binalar yapılmalıdır. Sanayide daha az enerji tüketerek aynı işleri yapabilmenin yollarını araştırmalıyız. Evlerimizi konforlu yaşam alanlarına dönüştürmenin yolları vardır. Evleri ısıtmak için harcadığımız tonlarca enerjinin, aslında tüm çevreye zarar verdiğinin bilinci içerisinde projelerimizi tekrar düşünmeli, mevcut binalarımızı bu şekilde inşa etmeliyiz. Enerjide birincil kaynaklarımız yeterli olduğu için ikincil kaynakları artırarak denge kurmalıyız. Biyo atıkları, çöplerde çürütmeden enerjiye çevirmeliyiz. Geleceğin enerji konuları, geri kazanım ve yenilenebilir enerjidir. Dünya enerji oyununda dengeler bu yönde değişiyor. Biz de bu değişime ayak uydurarak, ülkemizin geleceğini, ipotek altına alan bu durumdan kurtarmalıyız. 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
815 Okunma
316 Okunma
292 Okunma
235 Okunma
212 Okunma
193 Okunma
189 Okunma
167 Okunma
164 Okunma
150 Okunma
963 Okunma
815 Okunma
775 Okunma
757 Okunma
749 Okunma
725 Okunma
670 Okunma
668 Okunma
604 Okunma
589 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
YUKARI