bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort anal escort istanbul escort bayan escort bayan istanbul şişli escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort diyarbakır escort sakarya escort
porno izle porno porn izle porno sex türbanlı porno
Bugun...


Dr. Müh.Mustafa UYSAL

facebook-paylas
Enerjinin Bedeli Kan Oluyor
Tarih: 25-05-2019 20:33:00 Güncelleme: 25-05-2019 20:33:00


Enerji Dünya Siyasetini Belirliyor

19.yy. sonundan beri enerji kaynaklarına sahip olma, yönetme arzusu dünya barışının en büyük tehdidi durumunda. Gelişmiş ülke diye gösterilen ama aslında sömürge zihniyetli ülkeler girdikleri topraklarda acı bedeller ödetiyorlar. Hep soruyorlar; neden orta doğuda olduğu gibi Avrupa’da veya Asya’da terör olmuyor diye. Bu bölgelerdeki insanlar daha da mı uyumlu. Dünyada kaynakları ele geçirme siyaseti beraberinde kanlı müdahaleyi de getiriyor. Bakın bugün orta doğuda olan olaylar Asya’ya da sıçradı. Sebebi ise basit bir Budist Müslüman çatışması değil elbette. İyi tahlil edildiğinde Arakanda olan soykırımın ardında yine enerji savaşı olduğu görülür.

Myanmar’ın Arakan vilayetinde yıllardır süren ve bayram öncesi yeniden alevlenen Müslümanlara yönelik katliamların arkasında yeni ve eski sömürgecilerin enerji rekabeti olduğu görülüyor. Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu (ARSA) milislerinin karakol baskınları sonrası yaşanan soykırımın, bölgedeki zengin gaz ve petrol kaynaklarından faydalanmak isteyen güçlerin bölgeyi "insansızlaştırma" projesinin bir parçası. Rohingya’ya dair "sömürgeci" emellerin bir tarafında Suudi Arabistan diğer tarafından Çin bulunuyor. Mekke’de büyüyen Arabistan uyruğuna sahip ARSA kurucusu Attullah Ebu Amar Jununi’yi ve örgütünü fonlayan Riyad yönetimi, Arakan’daki direnişi kendi amaçları adına kullanarak bölgedeki doğal kaynakların geçiş noktasını "güvenli" hale getirmek istiyor. Buna karşılık Suu Çii’nin yönettiği Myanmar da çatışmayı körüklemek için Budist milisleri silahlandırıyor. Çii, Pekin’i kuşatma planına çeteleri kışkırtarak dahil oluyor. İşte böylece masum milyonlarca halk enerji uğruna verilen savaşın kurbanları oluyorlar.

Bölgeden gelen haberlern Riyad merkezli olması bu yüzden dikkat çekici. Veliaht prens Muhammed bin Selman’ın 2030 Vizyonu gereği bölgedeki yer altı kaynaklarının geçiş güzergâhında bulunan Arakan’ı "insansızlaştımak" isteği dikkat çekiyor. Middle East Eye (MEE) sitesi de Suudi yatırımların sadece Bengal Körfezi’ndeki gaz-petrol rezervleri üzerinde hâkimiyet kurmakla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. MEE’ın haberine göre, yöneticisi olduğu Suudi petrol devi Saudi Aramco şirketi ile ülkesini ilk kez Myanmar’ın enerji piyasasına dahil eden Muhammed bin Selman bir yandan Ortadoğu’daki ortağı BAE’yi de bölgenin altyapı hizmetlerini geliştirmeye teşvik ederken diğer yandan da Rohingya’dan değerli tarım arazileri satın alıyor. Zira bu bölgede "otoyol ve otelleri içeren bir altyapı yatırımı" sözleşmeleri gündeme geliyor. Yani bu bölgede kendi menfaatleri doğrultusunda kaynakların asıl sahibi halk feda ediliyor.

Geleceğimizi İpotek Altına Alan Enerji

Bugün dünya siyasetinde huzursuzluğun en önemli sebebi enerji. Filistin, Suriye, Irak, Afganistan, sadece Müslüman oldukları için değil, kaynakların üzerinde güçsüz bir şekilde bulundukları için bu felaketlere maruz kalıyorlar. Güçlü olmanın yolu ise birlikte olmaktan geçiyor ki bu da 1920 yılında ellerinde alındı. Hemen sonrasında İsrail bölgeye yerleştirildi ve olan oldu. Demokrasi için girilen topraklarda her gün yüzlerce ölüm kusuluyor. Demokrasinin bayraktarlığını yapanlar bunu izah etmeye hiç te çalışmıyorlar. Güney Amerika’da da aynı oyun sergileniyor, Asya’da da. Asya’nın en verimli gaz ve petrol rezervlerine ev sahipliği yapan Bengal Körfezi’nde bulunan Myanmar’ın enerji piyasası Fransız, İngiliz ve Çin’in hakimiyetinde bulunuyor. Körfez ülkelerini piyasaya dahil ederek Çin’in egemenliğini sarsmak isteyen ABD bir süredir bölgeye yatırımı teşvik ediyor. 2015’ten bu yana Amerikalı yatırımcıları bölgeyle ilgilenmek için teşvik eden ABD Hazine Bakanlığı, Myanmar’daki Pekin etkisini kırmak adına Suudilerin ARSA ve Rohingya’daki nüfuzunu kullanıyor. Fakat Londra yönetimi Bengal’de yeni oyuncuların çıkmasından rahatsız. Suudi Arabistan’ın Arakan’ı insansızlaştırarak sömürmesinden endişe duyan eski kolonici İngiltere, Myanmar hükümetini Rohingya Müslümanları üzerinden uluslararası alanda sıkıştırarak yeniden Pekin-Londra hattına yaklaştırmayı hedefliyor.

Bengal Körfezi’nden çıkarılan doğal kaynakların Çin ve Asya’ya kara yoluyla taşınması için Arakan bölgesinden geçmesi gerekiyor. Londra hükümetinin Ticaret ve Yatırım Departmanı’nın (UKTI) raporlarına göre, 3,2 milyar varil petrol ve 16 trilyon metreküplük gaz rezervlerine sahip Myanmar’ın hâkimiyetindeki Körfez bölgesinin ticari kapasitesini artırması için Müslümanların çoğunlukta olduğu Rohingya bölgesinin yeniden imar edilerek güvenli hale getirilmesi hedefleniyor. İngiliz BG Group and Ophir, Hollanda-İngiltere ortaklığında Shell, Norveçli Statoil, ABD Chevron, İtalyan Eni, Fransız Total ve Suudi Saudi Aramco şirketlerini pay sahibi olduğu rezervler Çin için de oldukça değerli. ABD’nin eski dışişleri diplomatı Hunter Marsten’e göre Pekin’in için bölgenin önemini bilen Washington, Ang San Suu Çii’yi kullanarak Myanmar-Çin boru hattını aksatmayı amaçlıyor.

Sonuç olarak Enerji oyunları önümüzdeki dönemde de devam edecek ve maalesef bu oyunun bedeli yine kan ve göz yaşı olacak. Bu yüzden bölgemizde ve dünyada güçlü bir Türkiye’ye ihtiyacımız var.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
343 Okunma
265 Okunma
249 Okunma
240 Okunma
234 Okunma
228 Okunma
226 Okunma
175 Okunma
169 Okunma
121 Okunma
1204 Okunma
1111 Okunma
1058 Okunma
789 Okunma
767 Okunma
745 Okunma
741 Okunma
731 Okunma
643 Okunma
570 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
YUKARI