Bugun...



“Covid-19 Sonrası Ülkemiz Yenilenebilir Enerjide Önemli Bir Başarı Hikayesine İmza Atabilir”

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk, Covid-19 salgınının jeotermal enerji sektörüne etkisini Gazete Enerji’ye değerlendirdi.

facebook-paylas
Güncelleme: 07-05-2020 11:18:08 Tarih: 07-05-2020 09:45

“Covid-19 Sonrası Ülkemiz Yenilenebilir Enerjide Önemli Bir Başarı Hikayesine İmza Atabilir”

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER)  Başkanı Ufuk Şentürk, Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınının Jeotermal enerji sektörüne etkisine yönelik Gazete Enerji’nin sorularını yanıtladı. Şentürk, “Mevcut durum geçene ve imalatçılar eski düzenlerine kavuşana kadar mevcut YEKDEM tarihinin, mücbir sebep nedeni ile en az 1 yıl uzatılması, yatırımcılarımızın en sağlıklı şekilde süreç yönetimini icra etmesini sağlayacaktır. Alınacak “mücbir sebep” kararı, ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerinin tutturulmasına olumlu etki yapacak, sektörümüz ve ülke ekonomimiz açısından önemli bir adım olacaktır” diyor. ​

 

Covid-19 salgınının Jeotermal enerji sektörü açısından kısa ve uzun vadede etkileri sizce neler olacaktır?

 

Dünyada ve ülkemizde etkili olan koronavirüs hizmet sektöründen havayolu taşımacılığına, turizmden otomotive kadar birçok sektörü etkiledi. Bunun enerji sektörüne ve Türkiye'ye etkilerine bakacak olursak; bildiğiniz üzere enerji tedariki konusunda yüzde 60 gibi yüksek bir oranda dışa bağımlıyız. Bugün küresel çapta enerji sektörünü incelediğimizde çok sayıda dünya devi şirketi üretimi durdurdu. Tek başına küresel talebin yüzde 20'sini karşılayan Çin'de dahi petrol talebi yaklaşık yüzde 20 azaldı. Bu durum küresel piyasayı derinden etkiledi. Küresel çapta petrolün kaybı yüzde 20'yi aşarken, varil fiyatı 25 doları gördü. Hatta kısa süre önce ABD'de ham petrolün varil fiyatının yüzde 300'ün üzerinde değer kaybı yaşadığına şahit olduk.

 

Petrol fiyatlarının düşmesi ise Türkiye gibi petrol ithal eden ülkelerin lehine gözükmektedir. Bununla birlikte Rusya ve Ortadoğu ülkeleri gibi petrol ihracatçısı konumundaki ülkelerde ekonomilerin yavaşlaması, Türkiye’nin ihracatını ve turizm gelirlerini negatif etkileyebilir. Gelecek ile ilgili değerlendirmelere baktığımızda petrol piyasasına benzer bir durumun doğal gaz piyasasına da etki yapacağı ön görülüyor. Bir süreliğine kapanan okullar, eğlence yerleri, küçük işletmeler ve daha büyük ve global çapta sanayi kuruluşlarının üretimde azaltıma gitmesi gibi faktörler sonucu gaz talebinde azalma ihtimalleri hesaba katılabilir.

 

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (İRENA) bu konuyu destekler nitelikte dünyada temiz enerjinin gücünün daha da artacağına yönelik "Yenilenebilir Kapasitesi 2020 İstatistikleri" raporunu yayımladı. Rapora göre doğru politikaların uygulanmasıyla dünya genelinde yenilenebilir enerjide kurulu güç bir önceki yıla göre yüzde 7,9 artarak 2 bin 351 GW’a yükseldi. Böylelikle, yenilenebilir enerji kaynaklı santrallerin toplam kapasite içindeki payı üçte bire ulaşmış oldu.

 

Dünyanın yenilenebilir enerji kurulu gücün geçen yıl bir önceki yıla kıyasla toplamda 171 gigavat arttı. İlave kurulu gücün yaklaşık yüzde 90'ını rüzgâr ve güneş yatırımları oluşturdu. Güneş enerjisinde 98 gigavat, rüzgâr enerjisinde ise 60 gigavat ilave yatırım devreye alındı. Geçen yıl küresel çapta güneş enerjisi kapasitesi 485 gigavat, rüzgâr enerjisi ise 563 gigavat olarak kayıtlara geçti. Hidroelektrik, biyoenerji, jeotermal tarafında da kapasite artışı büyümeye paralel sürdü. Küresel çapta jeotermalde kapasite artışı 0,7 gigavat gerçekleşti.

 

Bu gelişmeler bize neyi gösteriyor? Temiz enerjinin maliyetleri düşüyor. Fosil yakıtlara olan ilgi azalıyor. Şu an içinde bulunduğumuz süreci düşündüğümüzde 2025'e kadar temiz enerji yatırımlarının katlanarak artacağını öngörüyoruz. Başta iklim değişikliği ve küresel ısınma konusundaki olumlu katkıyı da düşünürsek, temiz enerji yatırımları gezegenimiz için, ülkemiz için büyük bir fayda.

 

Türkiye jeotermal, rüzgâr ve güneş enerjisi konusunda diğer ülkelere kıyasla çok daha şanslı. Bu tabloda jeotermal enerjinin payına baktığımızda ise her yıl gerçekleştirdiğimiz istikrarlı yatırımlarımıza devam ediyor, ülkemize olan değeri artırıyoruz. Dünyada toplam jeotermal enerji kurulu güç 15.400 MWe düzeyinde, Türkiye ise jeotermal enerjide 1526 MWe kurulu kapasitesi ile ABD, Endonezya ve Filipinler’in ardından 4'üncü sırada.

 

Salgın sürecinde sektör için alınan önlem ve verilen destekleri yeterli buluyor musunuz? Sizce önümüzdeki dönem için yapılması gerekenler nelerdir?

 

Covid-19'un ülkemizde görüldüğü ilk günden itibaren üretimi durduran firmamız olmadı. Çalışma koşullarımızı Sağlık Bakanlığımızın ve Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği başlıklarda hazırladık. Santrallerimizde Sağlık Bakanlığımızın yayınladığı rehberler ve şirket doktorlarımızın liderliğinde gerekli tüm hijyen ve mesafe tedbirleri alındı. Yine Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı 14 kural doğrultusunda çalışanlarımızı bilgilendirdik, eğittik. En ufak bir sağlık şikayeti durumunda şirket doktorlarımız “Sağlık Bakanlığı Vaka Takip Protokolüne” uygun olarak gerekli kontrolleri sağlamak üzere görevlerinin başındadır. Bu doğrultuda santrallerimiz enerji arzına devam ediyor. Bununla birlikte vardiyalarda yaptığımız düzenlemelerle aynı anda çalışan personel sayımızı azaltarak santrallerimizde mesafe kurallarına uyuyor ve tüm önlemlerimizi üretimin devamlılığını sağlamak üzere alıyoruz.

 

Küresel ölçekte Covid-19’un bizim taraftaki olumsuzluğu, tedarik konusu oldu. Jeotermal elektrik üreticileri olarak birçok başlık altındaki tedarikimizi Çin ve Avrupa ülkelerinden temin ediyoruz. Koronavirüs salgınının önce Çin’de, bugün ise Avrupa’daki yayılımı hali hazırdaki küresel tedarik zincirimizi olumsuz etkiledi. Hem tedarik zincirimizin kendisinden kaynaklı hem de ülkelerinde koronavirüs yayılımını engellemek üzere uygulanan önlemler nedeniyle gecikmeler yıl başında hayata geçirilmesi planlanan ve çalışmaları devam eden projelerimizi durma noktasına getirdi.

 

Yabancı ve yerli tedarikçilerimiz hem makine hem de malzeme temin sürelerini belirsiz bir tarihe erteledi. Finansmanı YEKDEM'e girecek şekilde çalışmalarına başlanan santrallerin, mekanizmaya göre en son Aralık 2020’de devreye girmesi gerekiyor. Oluşan bu mücbir sebep nedeniyle santrallerin özellikle yatırım finansmanı, fizibilitesi ve devreye alınamaması nedeniyle büyük yatırım mağduriyetlerinin doğacağını düşünüyoruz.

 

Maruz kaldığımız tarihi belirsiz tedarikçi ertelenmeleri nedeni ile projelerimizin YEKDEM mekanizmasına yetişmesinde bir gecikme bekliyoruz. Örneğin 7 yeni JES bu süreçten olumsuz etkileniyor. Teslim edilemeyecek JES’ler için “Lisans Yönetmeliği”nde yer alan “mücbir sebep” durumunun kabul edilmesini ve belirlenen tarihin ötelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

Salgının önümüzdeki dönemde azalacağı düşünülüyor. 2020 yılının ikinci yarısında sektör için öngörüleriniz nelerdir?

 

Ülkemizde ve küresel ölçekteki açıklamaları yakinen takip ediyoruz. Bu konuda bugünden henüz net bir şey söylemek zor. Ancak tüm göstergeler zorlu bir sürecin bizi beklediğini işaret ediyor. Yaşadığımız aksamalara somut örnekler vermek gerekirse bu süreçte çalışan santrallerimizde ilave kuyu yatırımları için izin süreçleri yavaşladı, devam eden yatırımlar ile ilgili ÇED-İmar gibi süreçler yavaşladı ve inşası devam eden santrallerde malzeme temini neredeyse durdu. Dolayısıyla devlet destekleri kritik önem taşıyor. Bu nedenle destek mekanizmasının jeotermal enerji üretimi alanında da devam etmesini talep ediyoruz. Bu talebimizi istememizin en büyük sebebi sürdürülebilir bir yatırımcı ortamı yaratmak. Destek mekanizması devam etmezse yatırımların birden kesilmesinden endişeliyiz. Zira yatırımların geri dönüş süreleri, keşif riski ve maliyetlerin artmasıyla son 10 yıl ortalamalarının üzerinde çıktı. Desteklerin sürmesi, jeotermal enerjide geleceğe güvenle bakmamızı, ülkemizin 2023 vizyonu çerçevesinde milli kalkınmamızda daha çok sorumluluk üstlenmemizi sağlayacaktır.

 

Mevcut durum geçene ve imalatçılar eski düzenlerine kavuşana kadar mevcut YEKDEM tarihinin, mücbir sebep nedeni ile en az 1 yıl uzatılması, yatırımcılarımızın en sağlıklı şekilde süreç yönetimini icra etmesini sağlayacaktır. Alınacak “mücbir sebep” kararı, ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerinin tutturulmasına olumlu etki yapacak, sektörümüz ve ülke ekonomimiz açısından önemli bir adım olacaktır.

 

Salgın sürecinde dünya ile kıyasladığınız ülkemiz enerji sektörünün geldiği noktayı değerlendirir misiniz?

 

Ülkemiz enerjide özellikle de yenilenebilir enerjide önemli bir başarı hikayesine imza atabilir. Enerji sektörü son 10 yılda önemli adımlar attı. Bir an önce bitmesini istediğimiz pandemi süreci sektörün fırsat anahtarı olabilir. Örneğin içinde bulunduğumuz dönemin devamında ülkeler maliyet kalemlerini azaltma yönünde adımlar atacak. Son dönemde enerji sektörü için yayımlanan raporlar, teknolojinin itici gücü, fosil bazlı enerji üretiminin önemli ölçüde azalış trendine girmesi, ülkelerin karbonsuzlaşma vizyonları, enerji maliyetlerini düşünme hedefleri yenilenebilir enerji çalışmalarının, yatırımlarının önünü daha da açacak. Ülkemiz ise bu konuda diğer ülkelere kıyasla çok daha şanslı ve yenilenebilir enerji kaynağı konusunda zengin.

 




Bu haber 1721 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNCEL Haberleri

HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
861 Okunma
630 Okunma
611 Okunma
557 Okunma
487 Okunma
480 Okunma
459 Okunma
441 Okunma
424 Okunma
419 Okunma
1446 Okunma
1375 Okunma
1296 Okunma
1289 Okunma
1061 Okunma
1037 Okunma
957 Okunma
929 Okunma
869 Okunma
861 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
YUKARI YUKARI